Vienna, Austria | 16 Mart 2026
HAJDE

Graz’ın Kalbinde Arnavutça Konuşan Radyo

Radio Helsinki, Avusturya’daki Arnavut toplumu için nasıl bir köprüye dönüştü?
yayınlandı Aralık 25, 2025Yazar Leonora Aliu
Radio Helsinki 1

Avusturya’nın nüfus bakımından ikinci büyük kenti olan Graz, dünyanın dört bir yanından gelen 60 binden fazla öğrencisiyle bir öğrenci şehri olarak biliniyor. Bu özelliğiyle kent, kültürel ve dilsel çeşitliliğin güçlü biçimde hissedildiği bir merkez konumunda.

 

Graz’da yaşayan yabancı topluluklar arasında Arnavut toplumu da yer alıyor. Yıllar boyunca Arnavutça, bu şehirde kendi mikrofonunu bulmuştur.

 

Yerel 92.6 MHz frekansından yayın yapan Radio Helsinki, açık ve kültürlerarası yayın anlayışıyla tanınıyor. Bu radyoda on yılı aşkın süredir Arnavutça programlar yayımlanıyor ve bu yayınlar, diaspora için yalnızca dilsel değil; aynı zamanda kimlik ve kolektif hafıza açısından da bir köprü işlevi görüyor.

 

Arnavutça programların temeli, 2011 yılında Alban Pelaj tarafından atıldı. Başlangıçta mütevazı ve bireysel olarak yürütülen ilk yayınlar, ağırlıklı olarak müzik odaklıydı.

Zaman içinde bu girişim, yapılandırılmış bir medya platformuna dönüşerek Steiermark ve ötesindeki Arnavutlar için önemli bir mecra haline geldi. Bugün Radio Rinia – Dëgjo Shqip” ve “Zero” programları, aynı zamanda Radio Helsinki’deki Arnavutça yayınlardan sorumlu olan Fatos Kryeziu tarafından hazırlanıp sunuluyor.

 

Kryeziu, Hajde için verdiği röportajda, programı başından beri sürdürmelerinin temel motivasyonunun asimilasyona karşı durmak olduğunu söylüyor. Kryeziu; “Bunu başarabilmek için sanattan kültüre, müzikten tarihe, bilgiden toplumsal konulara kadar her alanda çalışmamız gerekiyor; hedefimiz entegrasyon,” diyor.

 

 

Në foto: Fatos Fryeziu (udhëheqës i programit në gjuhën shqipe në Radio Helsinki) dhe Anjeza Llubani (moderatore)

 

Ona göre Arnavutça programların yolculuğundaki en önemli dönüm noktası 2015 yılı oldu. Bu yıl, Steiermark Arnavut Dernekleri Koordinasyon Konseyi (KK) Arnavutça programın yönetimini devraldı. Kryeziu bu dönemi “Başlangıçta daha çok müziğe dayalı, yapısı zayıf bir programdan; stüdyo konuklarının ağırlandığı, kültürel tartışmaların ve toplumsal konuların ele alındığı, dinleyiciyle daha etkileşimli bir formata geçildi,” diye anlatıyor.

 

Başlangıçta bir saatlik olan “Radio Rinia – Dëgjo Shqip”in yayın süresi, daha sonra hafta sonlarında iki güne yayıldı. Ayrıca Çarşamba günleri 17.30’da yayımlanan, yarım saatlik “Zero” programı da yayın akışına eklendi. Gençlere ve güncel meselelere odaklanan bu program, Fatos Kryeziu ve Anjeza Llubani tarafından birlikte sunuluyor.

 

“Program bugün çok daha profesyonel ve planlı.” diyen Kryeziu; konuların önceden hazırlandığını, derinlemesine röportajlar yapıldığını ve Avusturya’daki Arnavut toplumunu ilgilendiren meselelerin ele alındığını vurguluyor. Her yayında Arnavut müziği “programın kalbi” olmayı sürdürürken şarkılar arasındaki boşluklar anlatılar, analizler, tartışmalar ve insan hikâyeleriyle dolduruluyor.

 

Graz ve Avusturya genelindeki Arnavut dinleyiciler için Radio Helsinki’nin Arnavutça programı; Arnavutçanın yabancı hissettirmediği, ulusal bayramların hatırlandığı, önemli Arnavut şahsiyetlerin tanıtıldığı; edebiyat, spor, siyaset, ekonomi, sanat ve diaspora etkinliklerinin dinleyici ilgi alanlarına göre ele alındığı bir adres niteliği taşıyor.

 

Program yalnızca Graz veya Avusturya ile sınırlı değil. Yayınlara Kosova, Arnavutluk, Kuzey Makedonya, İskandinav ülkeleri, Asya, Amerika, Almanya, İsviçre ve İtalya’dan da konuklar katılıyor.

 

Në foto: Anjeza Llubani (moderatore) dhe Dr. Isak Shema (Profesor) 

 

Kryeziu’nun özellikle vurguladığı iki söyleşi var: Prof. Dr. Isak Shema ile yapılan röportaj ve 1990’lı yıllarda bebeğini kucağında taşıyarak buz gibi nehirlerden geçip birçok sınırı yasa dışı yollarla aşan Miki Ramadani ile yapılan ilham verici sohbet... Kryeziu, “Bugün oğlunun tıp eğitimini bitirmek üzere olduğunu gören Miki’nin hikâyesi, insanın yüreğini parçalayan ama aynı zamanda güç ve umut veren hikâyelerden biridir” diye açıklıyor.

 

Program; entegrasyonun olumlu örnekleri, başarı hikâyeleri ile kültürel etkinlikler, festivaller, yıldönümleri ve kültür günleri düzenleyen göçmen örgütleriyle iş birliklerini öne çıkararak Arnavut toplumu ile Avusturya toplumu arasında bir bağ kuruyor. Avusturyalı bir medya kuruluşunun parçası olarak, Arnavutların sesine kamusal bir meşruiyet kazandırıyor ve bu sesi kapalı bir topluluk alanının ötesine taşıyor.

 

Kryeziu, başarının yalnızca istatistiklerle ölçülemeyeceğini vurguluyor. Arnavutça programın 15 yılı aşkın süredir ayakta kalması; güçlü, saygın ve güvenilir bir biçimde varlığını sürdürmesi, misyonun başarısının başlı başına bir göstergesi olarak görülüyor.

 

Kryeziu, Karintiya eyaleti başta olmak üzere Klagenfurt ve Villach gibi Avusturya’nın diğer bölgelerine programın genişletilmesi gibi iddialı planlarını da paylaşıyor. Bu hedeflerin, diğer yerel radyolarla iş birliği ve gençlerin daha fazla sürece dâhil edilmesiyle gerçekleştirilmesi planlanıyor.

Bu bağlamda, Fatos Kryeziu Avusturyalı bir medya kuruluşunda Arnavutça konuşmak yalnızca profesyonel bir görev değil “Bu bir misyon, bu diasporanın sesidir.” ifadesini kullanıyor.

 

Radio Helsinki’nin yönetim organlarına üst üste iki dönem seçilen ilk Arnavut olan Kryeziu, bunu kişisel bir başarıdan ziyade, Arnavut toplumunun inşa etmeyi başardığı yeni, profesyonel ve saygın bir iletişim modelinin kanıtı olarak değerlendiriyor.

 

Avusturya’da yaşayan topluma mesajı ise daha fazla iş birliği ve karşılıklı destek, aynı zamanda Arnavut dili ve kültürünün tanıtımı için daha fazla çaba gösterilmesidir. “Çünkü Graz’ın kalbinde Arnavutça konuşan radyo yalnızca bir frekans değildir; bir hafıza alanı, bir onur kürsüsü ve dilin ve kimliğin, onları seslendiren insanlar olduğu sürece, anavatandan uzakta bile hayatta kalıp gelişebileceğinin canlı bir kanıtıdır,” diyerek sözlerini tamamlıyor.

 

Kryeziu’nun Avusturya’da yaşayan topluma mesajı ise daha fazla iş birliği, karşılıklı destek ve Arnavut dili ve kültürünün yaşatılması yönünde. O, “Çünkü Graz’ın kalbinde Arnavutça konuşan bu radyo, yalnızca bir frekans değil; bir hafıza mekânı, bir onur kürsüsü ve dil ile kimliğin, ana vatandan uzakta bile olsa onlara ses veren insanlar olduğu sürece yaşayabileceğinin ve gelişebileceğinin canlı kanıtıdır.” diyerek sözlerini tamamlıyor.

 

Translated by Gizem Gülen Tuaç

Daha Fazla

Media Radio Graz Austria Kosovo